100 SERİ NO’LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Tarihi: 24/05/1972
Resmi Gazete No:

 

Bakanlığıma yapılan bir kısım müracaatlardan, Gelir Vergisi Kanununun bazı maddelerinin uygulanmasında tereddüde düşüldüğü anlaşılmış, bu hususlarla ilgili hanun hükümleri ve bunlara ilişkin uygulama şekilleri aşağıda açıklanmıştır.
1. GÖÇMEN VE MÜLTECİ MUAFLIĞI YÖNÜNDEN :

Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde “İskân Kanunu hükümlerine göre göçmen ve mülteci sayılanlarla, yerleştirilenlerin, mezkûr kanunda kazanç vergisi muaflığı için konulan kayıt, şart ve sürelerle bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratların 6000 lirası gelir vergisinden müstesnadır.

Bu istisnanın menkul sermaye iradı üzerinden alınacak verginin tevkif yoluyla kesilen kısmına şümulü yoktur.” denilmiştir.

Görüldüğü gibi, madde hükmünde, menkul sermaye iradı üzerinden alınacak verginin tevkif yoluyla kesilen kısmı hariç olmak kaydıyla, kazanç ve iratların 6000 lirasının gelir vergisinden müstesna olduğu açık ve kesin bir şekilde hükme bağlanmıştır.

G. V. K. nun birinci maddesi hükmüne göre, bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlarının sâfi tutarı, gerçek kişilerin gelirleri ifade etmektedir.

Aynı kanunun ikinci maddesinde de, gelire giren kazanç ve iratlar tadadi bir, şekilde açıklanmış, bunlar arasında, ücret de yer almıştır.

Şu hale göre, göçmen ve mülteci muaflığı şartlarını haiz olan hizmet erbabının bir takvim yılı içinde aldığı ücretlerin 6000 lirasının da, gelir vergisinden istisna edilmesi lâzım geldiğinde hiç bir şekilde tereddüd varid olmamak gerekir.

Diğer taraftan, 2510 sayılı iskân Kanununun 5098 sayılı kanunla değişik 37 nci maddesinde, hükümetçe iskân edilenler için bunların yurda geldiği, serbest iskâna tabi olanlar için ise, muhacir kâğıdının verildiği yılı takip eden yılın muafiyet başlangıcı olarak alınacağı açıklanmıştır.

Ancak, kanunda, muhacirler haricinde kalanların muafiyetlerinin hangi tarihte başlıyacağı açıkça gösterilmemişse de, mezkûr kanunun 8 inci maddesinde yer alan (muhacirlerin hududdan girdiği, mültecilerin yerleşme talebinde bulundukları, göçebelerin ve içerde yerleştirilenlerin iskânına başlandığı tarihten muafiyet başlangıcına kadar geçecek zaman zarfında mezkür vergiler aranmaz) şeklindeki hükme nazaran, muhacirler haricinde kalanların muaflıklarının, mültecilerde yerleşme talebinde bulundukları, göçebelerle, içerde bir yerden diğer bir yere yerleştirilenlerde de, bunların iskânlarına başlandığı tarihi takip eden yıl başından başlaması, kanun koyucunun maksadına uygun düşmektedir.

Belirtilen bu durum muvacehesinde, göçmen ve mültecilerle yerleştirilenlerin, durumlarını tevsik etmeleri kaydıyla, yukarda işaret edilen tarihten itibaren beş yıl süre ile bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlarının 6000 lirasının gelir vergisinden istisna edilmesi icap eder.

Göçmen ve mülteci muaflığının kazanç ve iratlara ne suretle tatbik edileceği hususuna gelince :

a) Ücretlerde :

1. Geliri münhasıran vergisi tevkif suretiyle alınan ücretlerden ibaret olanlarda, hizmet erbabının bir takvim yılı içinde aldığı ücretlerden -sigorta primi veya emekli aidatı hariç- bu ücretler, 6000 liraya baliğ oluncaya kadar gelir vergisi tevkifatı yapılmaması, 6000 lirayı aşmasını müteakip vergi tevkif edilmeye başlanılması lâzım gelir.

2. Ücretlerin, G. V. K. nun 87/4 maddesi gereğince yıllık beyanname ile bildirilmesi halinde, beyan olunan toplam sâfi ücretten 6000 liranın tenzil edilmesi ve kalan miktar üzerinden vergi hesaplanması icap eder.

3. Gelirin, ücretle birlikte diğer gelir unsurlarından teşekkül etmesi ve ücretin yıllık beyanname ile bildirilmesi gerekli olan hallerde, takvim yılı içinde alınan ücretlerin tutarının, 6000 lirayı aşıp aşmadığına bakılmaksızın, bu ücretlerden vergi tevkif olunması, 6000 liralık istisnanın, beyan olunan toplam sâfi gelire uygulanması gerekir.

4. Götürü usulde vergiye tabi olan ücretlere, söz konusu istisnanın _hizmetin ifa olunduğu bütçe yılının ikinci ayında_ vergilerinin tarh edilmesi sırasında uygulanması ve beş yıllık muafiyet süresinin de, göçmenlerde, göçmen belgesinin verildiği; mültecilerde, yerleşme talebinde bulundukları; yurt içinde bir yerden bir yere yerleştirilenlerde, iskânlarına başlandığı tarihi takip eden bütçe yılı başından itibaren hesaplanması iktiza eder.

b) Diğer kazanç ve iratlardâ :

Mükelleflerin gelirlerinin ücret dışındaki kâzanç ve iratlardan oluşması halinde, söz konusu muafiyetin, beyan ve tarhiyat sırasında nazara alınması lâzım gelir.

c) Aile reisi beyanında :

G. V. K. nun 93. maddesi gereğince gelirleri aile reisi tarafından beyan olunan eşlerin de, aynı esaslar dairesinde göçmen ve mülteci muaflığından faydalandırılmaları yani, eş için de ayrıca 6000 liralık istisnanın uygulaması icap eder.

II _ EN AZ GEÇİM İNDİRİMİ YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre gelir vergisine tabi mükellefler tam ve dar mükellefiyet esasında olmak üzere iki şekilde vergilendirilirler. Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellefiyetin (G. V. K. Md. : 3) yerleşmiş olmıyanlar ise, dar mükellefiyetin (G.V.K. Md. : 6) mevzuuna girerler. Öte yandan, dar mükellefiyete tabi olanlar en az geçim indiriminden istifade edemezler (G.V.K. Md. :36).

Bu gibilerin, Türkiye’de gelirleri mevcut olduğu takdirde, bu gelirin vergisi, indirimsiz olararak hesaplanır.

Buna mukabil, sözü edilen işçilerin Türkiye’deki eşleri, tam mükellefiyete dahil olduğundan, bunların Türkiye’de elde ettikleri gelirlerine, en az geçim indirimi uygulanmak lâzım gelir. Bu takdirde eşin gelirine tatbiki icabeden indirim tutarı, dar mükellefiyete tabi aile reisine mahsus indirim miktarı hariç, kendisinin ve varsa çocuklarının istifade edeceği indirim hadleri toplamı olmak gerekir.

III _ YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE VERGİNİN ÖDENMESİ YÖNÜNDEN:

Gelir Vergisi Kanununun 108 inci maddesinde, Gelir Vergisinde, takvim yılı içinde mükellefiyetin kalkması halinde, vergilendirme döneminin takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması tarihine kadar geçen süreye inhisar edeceği hükme bağlanmış, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 161 – 164 üncü maddelerinde de, mükellefiyeti sona erdiren hallerin, işi bırakma, tasfiye ve iflâs, nakil ve ölüm olduğu, buna mukabil işlerin her hangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması halinin, mükellefiyeti sona erdirmiyeceği belirtilmiştir.

Bu hükümler muvacehesinde,

a) Seyahat, tedavi veya vergiye tabi olmalarını gerektiren iş veya faaliyetlerinin icabı olarak _işlerini terk etmeleri söz konusu olmaksızın_ yurt dışına çıkanların mükellefiyetlerinin sona erdiği düşünülemiyeceğinden, bu durumda olanların beyannamelerini G. V. K. nun 92. maddesinin birinci fıkrasında yazılı normal beyan süreleri içinde vermeleri, götürü usule tabi olanların da, aynı kanunun 109. maddesinin 3 numaralı bendinde yazılı süre içinde vergilerini tarh ettirmeleri, bunlar hakkında 92. maddenin son fıkrası hükmü ile 109. maddenin sondan bir önceki fıkrası hükmünün uygulanmaması lâzım gelir.

Şu kadar ki, vergi dairesince bu gibilerden yabancı asıllı olmaları veya sair sebepler dolayısiyle bir daha memlekete dönmiyecekleri müşahade ve tahmin olunan kimselerden, memleketin terk edilmesi sırasında riayet edilmesi gereken hususların, yerine getirilmesinin isteneceği ve keyfiyetin önemle takip edileceği tabiidir.

b) Çalışmak amacı ile yurt dışına çıkan işçilerin, yukarıda ikinci bölümde belirtildiği üzere, yurt dışında yerleşmiş ve dolayısiyle Türkiye’yi terketmiş sayılmaları gerektiğinden, bu kabil şahısların, mükellefiyetlerinin sona erdiğinin kabulü ile, G. V. K. nun 92 nci maddesinin son bendine göre memleketi terkten önceki 15 gün içinde bağlı bulundukları vergi dairesine beyanname verip 109 uncu maddede belirtilen süre içinde vergilerini tarh ettirip ödemeleri, götürü usulde vergiye tabi olan mükelleflerin de 109 uncu maddenin 2 nci fıkrasına uygun olarak memleketi terke tekaddüm eden 15 gün içinde vergilerini tarh ettirip ödemeleri icap eder.

Bilgi edinilmesi ve gereğince işlem ifası rica olunur.