89 SERİ NO’LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Tarihi: 29/11/1968
Resmi Gazete No:

 

Gelir Vergisi Kanununun bazı maddelerinin uygulanmasında tereddütlere düşüldüğü, Bakanlığa yapılan müracaatlardan anlaşılmaktadır. Sözü edilen maddeler ve bunların tatbik şekilleri aşağıda açıklanmıştır :
A _ Ücret geliri yönünden :

Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde “ücret” tarif olunmuş; 63 üncü maddesinde, ücretin gerçek sâfi değerinin, işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından bu maddede yazılı indirimlerin yapılmasından sonra kalan miktar olduğu belirtilmiş; kanunun 104 üncü maddesinde de, vergi cetvelleri ve bunların tatbik usulleri gösterildikten sonra bu maddeye 484 sayılı Kanunla eklenen fıkra hükmünde, “Ayrı ayrı iş verenler tarafından yapılan ödemelerle aynı iş veren tarafından başka başka hizmetler karşılığında yapılan ödemelerinn muhtelif ücret ödemeleri olduğu, buna mukabil, “Aynı iş veren tarafından her ne namla olursa olsun, başka başka hizmetlerin karşılığını teşkil etmeksizin yapılan ödemeler”in muhtelif ücret ödemesi sayılmıyacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, aynı maddede, muhtelif ücret ödemelerinde vergi cetvellerinin her ödemenin ayrı ayrı göz önünde tutulmak suretile uygulanacağı da tasrih edilmiş bulunmaktadır.

Bu esaslara göre, aynı iş veren tarafından hizmet erbabına birden fazla ücret ödendiği takdirde, bunların muhtelif ücret ödemesi olup olmadığına bakılacak; muhtelif ücret sayılanlar mahiyetlerine uyan vergi cetveli üzerinden asıl ücretle birleştirilmeksizin vergiye tabi tutulacaklardır.

Muhtelif ücret sayılmıyan ödemeler ise, adı ne olursa olsun, asıl ücretle birleştirilerek vergilendirilecektir.

Şu kadar ki; muhtelif ücret tarifine girmemekle beraber, mahiyeti icabı, asıl ücretin dahil ve tabi olduğu cetvelden ayrı ve başka bir cetvele göre vergilendirilmesi gereken ödemeler de, cetvel farklılığı sebebile, asıl ücretle birleştirilmiyecektir.

Ayrıca, ister muhtelif ücret sayılması, ister dahil olduğu vergi cetvelinin farklı bulunması nedeni ile asıl ücretle birleştirilmiyen ücretlerden ayrı cetvele uyanlar bulunursa, bunların vergileri o vergi cetveli üzerinden topluca hesaplanacaktır.

Misâl: Aynı iş veren tarafından muhtelif hizmet karşılığı olmaksızın hizmet erbabına verilen fazla mesaî ücretleri, saat başına hesaplanıp gündelik veya haftalık olarak ödeniyorsa 4 ve 3 numaralı cetvel üzerinden vergilendirilir. Hizmet erbabının asıl ücreti aylık olarak hesaplanıp ödendiği; fazla mesaî ücreti de aylık mahiyette bulunduğu takdirde her iki ödeme aynı cetvelde birleştirilir. Böyle olmayıp asıl ücret aylık, fazla mesaî ücreti gündelik veya haftaİık mahiyette bulunuyorsa, aylığa uygulanan cetvel (2 numaralı) ile ek ücrete uygulanan cetvel (4 ve 3 numaralı) farklı olduğundan bu iki ödeme bir cetvelde birleştirilmiyecek; her biri dahil olduğu cetvel üzerinden ayrı ayrı vergiye tabi tutulacaktır.

Misâl : İş veren, hizmet erbabına asıl aylığı dışında sene sonunda prim ve ikramiye adı altında başka başka hizmetleri karşılığını teşkil etmeksizin, iki ayrı ek ödeme yapmış olsun. Bu hizmetlinin asıl ücreti aylık olduğundan bu aylığa 2 numaralı vergi cetveli uygulanacaktır. Prim veya ikramiye, belli bir zaman ölçüsüne (gün, hafta, ay) göre hesaplanıp ödenmediğinden, Gelir Vergisi Kanununa bağlı 1 numaralı vergi cetveline girer.

Öte yandan, her iki ödemeye uygulanması gereken cetvel aynı (1 numaralı; 82 seri sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğine bağlı 1/2 numaralı) olduğundan, prim ve ikramiyelerin vergileri bu cetvel üzerinden ayrı ayrı değil, birleştirilmek suretile topluca hesaplanacaktır.

– 104 üncü maddede yazılı şekiller dışında ve devreler tâyin edilmeksizin hesap ve tediye edilmeleri sebebile yıllık ödeme sayılıp 1 numaralı vergi cetveline sokulan ödemelerin iki ve daha fazla olması halinde, ikinci ödemenin birinci ile birleştirilerek toplamı üzerinden hesaplanan vergiden ilk ödemeye ait verginin düşülmesi suretiyle ikincisinin vergisi bulunur. Üçüncü ve daha sonraki ödemelerin vergileri de aynı usulle ve 19 seri sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği gözönünde bulundurularak hesaplanır.

1. Öğrencilerin tahsil ve tatbikat ücretleri (G.V.K. Mad. 28/3) :

Gelir Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin 3 numaralı bendinde, “Öğrencilere tatbikat dolayısile öğretim müesseseleri veya tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından verilen paralar” vergiden istisna edilmiştir.

Bu hükme göre, tatbikat dolayısile öğrencilere ödenen paranın vergiden istisna edilebilmesi için bu ücretin;

a) Öğretim müessesesi, veya

b) Tahsil masraflarını deruhte edenler, tarafından öğrencilere verilmesi şarttır.

Ücretin öğretim müessesesi tarafından ödenmesi halinde öğrencinin burslu veya burssuz olmasının bir önemi yoktur. Ücretin tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından ödenmesi halinde ise, sadece bu şartın mevcut olup olmamasına bakılır. Şayet, ücret öğretim giderlerini üstlenmiş olanlar tarafından verilmiş ise, ödeme ister burs şeklinde, ister başka bir ad ve şekilde olsun, istisna hükmü uygulanır. Hizmetin tahsil masraflarını deruhte eden kuruluşa bağlı iş veren yanında yapılması halinde de gerekli istisnanın uygulanması lâzım gelir.

Belirtilen Şartları haiz olmayan öğrencilere ödenen paralar, bu kimseler için ücret ödemesi sayılır ve medenî halin tevsik edilip edilmediğine göre mahiyetine uyan vergi cetveli üzerinden genel hükümler dahilinde vergiye tabi tutulur.

2. Hizmet erbabına yapılan sosyal yardımlar (iş göremezlik tazminatı, aile yardımı, çocuk zammı, yemek parası) (G. V. K. Mad. 61, 25/1, 27/1)

– İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu (Mad. 37, 89) hükümlerine dayanılarak, iş verenlerle İşçi sendikaları arasında yapılan toplu iş sözleşmesi gereğince, işçilere hasta ve istirahatli bulunduğu devre için, belli bir nispet dahilinde verilen iş göremezlik tazminatı, hizmet karşılığı bir ödeme olması itibarile, ücretten mâduttur.

Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin 1 numaralı bendinde ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebebi ile verilen tazminat ve yapılan yardımlar vergiden istisna edilmiş olduğundan, bahis konusu iş göremezlik tazminatı da anılan hükme istinaden vergiden istisna edilmek lazım gelir.

– İş verenlerce aile yardımı, yemek parası şeklinde yapılan yardımlar, bir hizmetin karşılığını teşkil etmesi bakımından ücret ödemesidir.

Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin 8 numaralı bendinde “iş yerinde bedava yemek vermek suretile sağlanan menfaatler (İş veren tarafından hazırlattırılması kaydile)” ve 27 nci maddenin 1 numaralı bendinde de “Özel kanunlara dayanarak verilen yemek bedelleri… ve bu mahiyette yapılan ödemeler” vergiden istisna edilmiş bulunmaktadır.

Hizmet erbabına verilen yemek paralarından sözü geçen hükümlerin şümulüne girenleri vergiden müstesna ise de bunların dışında kalan yemek bedellerinin ve bu arada toplu sözleşmeye dayanılarak ödenen paraların ücret olarak vergilendirilmesi icabeder.

– Çocuk zammına gelince; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin 4 numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen çocuk zamları vergiden istisna edilmiş ve bu zamlardan, Devletçe verilen miktarı aşanların vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Halen memurlara Devletçe, çocuk başına (10) lira çocuk zammı verilmekte olduğuna göre, Devlet dışında kalan idare ve müesseselerce bu miktarın üstünde ödenen kısmın aylık ücret olarak vergiye tabi tutulması gerekir.

3. Kıdem tazminatı ve kıdemli işçiliği teşvik ikramiyeleri (G. V. K. Mad. 25/7, 29/1, 61) :

– İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında hizmet akdinin bu maddede yazılı sebeplerle iş veren ve işçi tarafından feshi halinde üç yıldan fazla çalışmış olmak kaydile işçiye her bir tam iş yılı için on beş günlük ücret tutarında bir tazminat verileceği açıklanmış ve maddenin müteakip fıkralarında da tazminatın verilmesinde aranılacak diğer şartlar gösterilmiştir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin 7 numaralı bendinde, işten çıkma tazminatı vergiden istisna edilmiş ve ayni maddenin parantez içindeki hükmünde, işbu tazminatın işten çıkan veya çıkarılanın 12 aylığını aştığı takdirde fazlasının ücret olarak vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

İş Kanununun sözü geçen maddesi uyarınca işçilere verilen kıdem tazminatı Gelir Vergisi Kanununun 25/7 nci maddesine dahil bir ödeme (işten çıkma tazminatı) olduğundan, bunun miktarı işten çıkan veya çıkarılanın 12 aylığını aşmadıkça vergi dışı bırakılması, aştığı takdirde fazlasının ücret olarak -genelgeye bağlı 1/2 numaralı cetvel üzerinden_ vergilendirilmesi icap eder.

– Bir kısım müesseselerce, çalıştırdıkları hizmet erbabına belli bir çalışma süresinden veya yaş haddinden sonra, hizmet göremiyecek dereceye gelmiş olması gözönünde tutularak bu gibiler için statüleri gereğince (terki hizmet) yevmiyesi adı ile ve hizmet sürelerine göre hesaplanmak suretile yapılmakta olan yardımlar da işten çıkma tazminatı olduğundan, aynı esaslar dahilinde vergiden müstesna veya vergiye tabi tutulmak icap eder:

– Belli bir hizmet süresini doldurmuş bulunan işçilere kıdemli işçiliği Teşvik İkramiyesi talimatnamesi veya toplu iş sözleşmesi esaslarına dayanarak muayyen miktar ve nispette ikramiye adiyle ödeme yapıldığı görülmektedir.

Bahis konusu ikramiyeler, hizmet erbabına hizmetinin karşılığı olarak verildiğinden bir ücret ödemesi niteliğindedir. Ancak ödeme, kıdem süresinin sonlarında ve belirli olmayan bir zaman ve devrede yapıldığınâ göre, vergisinin hesabında sözü geçen 1/2 numaralı vergi cetvelinin kullanılması lâzım gelir. (G. V. K. Mad. 104)

Her ne kadar, Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde, “ilim ve fennî, güzel san’atları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadiyle verilen ikramiye ve mükâfatlar” vergiden istisna edilmiş ise de, söz konusu ikramiye, madde hükmünde yazılı iş ve faaliyetlerden hiç birine girmiyen bir hizmet dolayısile verilmektedir. Gerçekten, ikramiyeye hak kazanan işçinin hizmeti ilim, fen, güzel san’at, tarım ve hayvan yetiştirilmesi ile ilgili olmadığı gibi memleket ölçüsünde ve umumun menfaatini gözeten bir iş ve faaliyet niteliğinde ve öneminde de değildir.

Belirtilen mahiyetine göre sözü edilen ikramiye, doğrudan doğruya ve sadece ödeme yapanla kendisine ödeme yapılanın menfaatlarını korumaya, bunlar arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmeğe ve işçilerin işe ve iş yerine bağlılığını temine matuf bulunduğundan, bu noktadan da istisna hükmünün sınırı ve kapsamı dışında kalmaktadır.

4. Öğretmenlerin ek ders ücretleri (G. V. K. Mad. 61, 104) :

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı yüksek ve orta dereceli okulların öğretmenlerine 439 sayılı Kanun gereğince okuttukları fazla dersler için ödenen ücretler, saat ölçüsüne göre hesaplanmaları sebebiyle, gündelik sayılmış; öte yandan öğretmenlerin aylıkları 2 numaralı cetvel üzerinden vergilendirildiğinden ek ders ücretleri 4 numaralı cetvele sokularak -aylıklarla birleştirilmeksizin- vergilendirilmiştir.

Bu kez, yeniden yapılan incelemede, bahis konusu ek ders ücretlerlnin saat başı esasında hesaplanmakla beraber -bir aylık devre için- ve aylık olarak ödenmekte bulunduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre, sözü edilen ticretlerin vergilendirilmesinde, 4 numaralı cetvelin değil 2 numaralı cetvelin kullanılması lâzım gelir.

Sayıştay Genel Kurulunca verilmiş olan 10/2/1968 gün ve 564159/17 sayılı kararla da, yukarıdaki husus doğrulanarak 439 sayılı Kanuna istinaden ödenmekte olan ek ders ücretlerinin aylık sayılması ve 2 numaralı cetvel üzerinden vergilendirilmesi içtihat olunmuştur.

Bu itibarla, 1.3.1968 den itibaren yukarıki esas dahilinde muamele yapılacak; şu kadar ki ek ödeme özel bir kanuna dayandığından, 484 sayılı Kanunun geçici 2 inci maddesi gereğince mükelleflerin asıl ücretlerile birleştirilmeyecektir.

5. 4/10195 sayılı Kararnameye bağlı yönetmeliğin 10 uncu maddesi gereğince ödenecek ücretler (G. V. K. Mad. 24/1) :

– 15/4/1958 gün ve 4/10195 sayılı kararname ile yürürlüğe konulmuş bulunan Muayyen ve Muvakkafi Müddetli Hizmetlerde Çalıştırılacak Yevmiyeli Personel Yönetmeliğinin 10’uncu maddesinin a, b, c fıkralarında belirtilen nitelikteki şantiyelerde çalışanlara anılan bentlerde yazılı miktarlarda (2, 6, 10 lira) Arazi veya Şantiye zammı verilebileceği ifade olunduktan sonra, d fıkrasında “Yukarıki fıkralara göre zam alanlara hizmetlerinin ağırlık derecesine göre ayrıca 0-5 lira, seyyar olarak çalışan personele de 9 liraya kadar zam verilebilir.” denilmekte; sonuncu fıkrasında ise, “Bu maddeye göre zam alanlara bu hizmetleri için ayrıca harcırah yevmiyesi verilmez” hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre, bahis konusu yönetmeliğin a, b, c ve d bentlerinde yazılı teknik personele verilebilecek olan zamlar bu kimselerin görevlerini ifa sırasında ihtiyar edecekleri zarurî masraflarının karşılığını teşkil etmekte ve bu vasfı ile harcırah yevmiyesi yerine kaim olmaktadır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 24 üncü maddesinin 1 numaralı bendinde kamu idareleri ve müesseseleri ve 3659 sayılı Kanuna tabi müesseseler tarafından verilen harcırahlar ve zarurî yol giderleri (gündelikler dahil) gelir vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır.

Bu durumda, sözü edilen yönetmeliğin a, b, c ve d bentlerinde yazılı zamlar harcırah ve zarurî yol gideri mahiyetinde olduğundan, bunların da anılan madde hükmüne istinaden gelir vergisinden istisnası lâzım gelir.

Sözü geçen yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 6/10211 sayılı Kararnameye bağlı Yönetmelikle değiştirilen şeklinde, yukarıda değinilen a, b, c ve d fıkralarından ayrı olarak (e) fıkrası yer almakta ve burada “Teknik personele, bu yönetmelik gereğince aldıkları yevmiye dışında yaptıkları işin mahiyetine ve kalkınma plânı ile yatırımlar yönünden taşıdığı döneme, çalıştıkları yerin özelliğine ve sorumluluk derecesine göre günde 10 ilâ 25 liraya kadar ek ödeme yapılabilir.”, maddenin sonunda ise “Bu maddeye göre zam alanlar, (e fıkrasına dahil olanlar hariç) bu hizmetleri için ayrıca harcırah yevmiyesi verilmez” denilmektedir.

10 uncu maddenin bu yeni ve değişik şeklindeki a, b, c ve d fıkraları gereğince yapılan ödemeler, 4/10195 sayılı Kararnameye bağlı yönetmeliktekinden farklı olmadığına ve maddenin sonunda e fıkrasının dışında kalan fıkralara göre zam alanlara ayrıca harcırah yevmiyesi verilmiyeceği yazılı bulunduğuna göre, maddenin a, b, c ve d fıkralarına dayanılarak ödenen zamların yukarıki esas dahilinde vergi dışı bırakılması; buna mukabil e fıkrasında yazılı ödemenin harcırah yevmiyesi olmaması sebebiyle, ücret olarak ve asıl ücretin tabi olduğu vergi cetveline uyup uymadığına göre, birleştirilmek veya birleştirilmemek suretile vergilendirilmesi lazım gelir.

Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde yazılı mahrumiyet zamları ise, ücret olduğundan ayni şekilde vergilendirilmek icabeder.

B _ Serbest Meslek Kazançları yönünden :

6. Harita çıkarılması işini üzerine alanlara yapılan ödemelerden tevkifat yapılmaması (G. V. K. Mad. 65, 94/4) :

Arazide şehir ve kasaba haritalarının tanzimi işini üzerine alan şahısların faaliyeti serbest meslek faaliyeti sayıldığından, bunun karşılığında müteahhide ödenen paralardan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 4 numaralı bendi uyarınca tevkifat yapıldığı malûmdur. Ancak, tevkif edilen vergilere karşı mükelleflerce vukubulan müracaatlar sonucunda kaza mercilerince verilen kararlarda, yanlarında başka topografları da çalıştırmak suretiyle iş yapan kimselerin bu faaliyeti daha ziyade sermaye unsuruna dayandığı gerekçesile serbest meslek kazancı addedilmemiş ve bunlardan tevkif yoliyle alınan vergiler kaldırılmış veya kaldırılmakta bulunmuştur.

Kaza mercilerinin tevali eden kararları karşısında, belirtilen mahiyet ve nitelikteki faaliyetleri sebebile harita çıkarılması işini üzerine alanlara yapılan ödemelerden serbest meslek kazancı sayılarak tevkifat yapılmaması, buna mukabil, söz konusu ödemelerin ticarî kazanç olarak vergilendirilmesinin sağlanması lâzım gelir.

7. Serbest meslek erbabının özel otomobillerine ait masraf ve amortismanların gider yazılıp yazılmıyacağı (G. V. K. Mad. 68/10) :

Gelir Vergisi Kanununun değişik 68 inci maddesinin 10 numaralı bendinin parantez içindeki hükmünde, Özel otomobillerini işlerinde de kullananların yaptıkları giderlerin yarısını serbest meslek kazancının tespitinde meslekî gider olarak hasılattan indirmeleri kabul olunmuş, ayrıca bu bentte yazılı giderlere karşılık olarak mükelleflerin diledikleri takdirde 5.000 liradan fazla olmamak şartiyle gayrisâfi hasılattan % 10 unu götürü gider olarak yazabilecekleri açıklanmıştır.

Bu hükme göre,

– Serbest meslek erbabı, özel otomobillerini meslekî işinde de kullanmakta ise bu otomobil için yaptığı masrafların (akaryakıt, tamir ve benzin) yarısını gerçek gider olarak hasılattan indirebilecektir.

– Serbest meslek erbabı dilerse meslekî işinde kullandığı otomobilinin gerçek masrafları yerine “5.000 liran dan fazla olmamak üzere gayrisâfi hasılatının % 10 unu, bent hükmünde yazılı kayıt ve şartla, götürü olarak gider kayıt edebilecektir.

Amortismana gelince :

Gelir Vergisi Kanununun sözü geçen maddesinde serbest meslek erbabının işlerinde kullandığı özel otomobilleri için amortisman ayırabilecekleri ve ayrılan bu amortismanları gider olarak yazabilecekleri hususunda bir hüküm yoktur.

Her ne kadar, maddenin 7 nci bendinde meslekî faaliyette kullanılan te’sisat ve demirbaşlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların masraf yazılması kabul edilmiş ise de, bahis konusu özel otomobil, kanunun kast ve ifade ettiği anlamda ne te’sisat ve ne de demirbaştır.

Gerçekten, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 269 uncu maddesinde, iktisadî işletmelere dahil gayrimenkuller,

1. Gayrimenkulün mütemmim cüzüleri ve teferruatı,

2. Te’sisat ve makineler,

3. Gemiler ve diğer taşıtlar,

4. Gayri maddî haklar,

olmak üzere sayılmış, taşıtlar madde hükmü içerisinde tesisattan ayrı ve onun dışında mütalâa edilmiştir.

Ayrıca, ayni kanunun 273 üncü maddesinde, demirbaş eşya, alât, edevat ve mefruşat arasında gösterilmiş olup, özel taşıt demirbaşın kapsamına da girmemektedir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde amortisman mevzuu işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle gayrimenkul gibi değerlenen iktisadî kıymetlerin, alât, edevat, mefruşat ve demirbaşların değerlerinin bunların kullanılabilecekleri süre zarfında yok edilmeleridir, şeklinde tarif olunmuştur.

Bu hükümlerin bir arada tetkikinde görüleceği üzere, Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinde yer alan te’sisat ve demirbaş deyimleri taşıtları (özel otomobiller dahil) kavramamakta ve bu sebeple de bunlar için amortisman ayrılmasına mahal ve sebep bulunmamaktadır. Vergi Usul Kanununun sözü geçen 313 üncü maddesi ise iktisadî işletmelere dahil kıymetleri şümulüne aldığından, böyle bir mahiyet taşımıyan özel otomobilin, bu madde hükmüne dayanarak amortismana tabi tutulması da mümkün değildir.

Bu itibarla, otomobillerini meslekî işlerinde kullanan serbest meslek erbabının bu taşıtlar için ayırdıkları ve hasılatlarından indirdikleri amortismanların giderler arasından çıkarılması ve husule gelen fark üzerinden ilgililer adına ikmalen vergi tarh olunması icap eder. Şu kadar ki, konu Vergi Usul Kanununun 369 uncu maddesinde yazılı yanılma haline uyduğundan, bu gibilerin vergilerine bu defalık ceza eklenmemek lâzım gelir.

8. Okul aile birliklerince yaz aylarında açılan kurslarda ders veren öğretmenlere verilen ücretler (G. V. K. Mad. 82/4) :

Yaz aylarında genellikle orta dereceli okul öğrencilerinin bütünleme imtihanlarına yetiştirilmeleri için, okul aile birliklerince okullarda kurslar açılmakta ve bu kurslarda görevlendirilen öğretmenlere verdikleri dersler karşılığında bir miktar para verilmektedir.

Bu paralar Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde tarifi yapılan meslekî faaliyetin karşılığını teşkil etmekte olduğundan, serbest kazancı niteliğindedir. Öte yandan paranın ödendiği kimsenin asıl hizmeti memurluk olduğundan, sözü edilen ödeme, Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin 4 numaralı bendine göre arizi meslekî kazançtır. Bu sebeple yıllık toplamı 1.000 lirayı geçmedikçe vergiye tabi tutulmaması, geçtiği takdirde, okul aile birliği tevkifat yapmaya zorunlu kişilerden olmadığından, aşan kısmın doğruca kazancı elde eden tarafından yıllık beyanname ile bildirilmesi lâzım gelir.

C _ Yıllık beyan esası yönünden :

9. Beyannamelerde yalnız ücretlerin bildirilmesi (Mad. 87) :

Yıllık beyanname, vergileri tevkif yoliyle alınmış olan ücretler dolayısiyle verilmiş ise, beyanname üzerinden tarh olunan vergiden evvelce tevkif edilmiş olan vergiler mahsup ve fazlası mükellefe iade olunur. (Mad. 121). Red ve iade işlemi yıllık beyannamenin verildiği yerin vergi dairesince yapılmak lâzım gelir.(*)

10. Yıllık beyannamelerin imzasız veya yetkisiz kişilerce imzalanmış olması (G. V. K. Mad. 83, 93) :

– Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 83 üncü maddesinde “Hilâfına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.” denilmiş; 85 inci maddesinde de, mükelleflere, çeşitli kaynaklardan elde ettikleri gelirlerin; yıllık beyannamelerde toplama zorunluğu konulmuş; 93 üncü maddede ise, aile reisi beyanında eşin beyan edilmesi gereken gelirlerinin aile reisi tarafından tek beyanname ile bildirilmesi esası kabul olunmuştur.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8 inci maddesinde “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir ….” şeklinde tarif edilmiş; 10 uncu maddesinde ise, mükellefin ödevlerini onun nam ve hesabına yerine getirecek olan kanunî temsilciler belli edilmiştir.

Bu hükümlerin birlikte tetkikinden anlaşılacağı üzere, yıllık beyannamelerin, Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde öngörülen haller dışında mükelleflerce imzalanarak verilmesi lâzım gelmektedir. İmzasız olarak verilen beyannameler hiç verilmemiş sayılır. Şu kadar ki, beyanname verme süresi içinde veya ek süre içinde verilmiş olan beyannamelerden mükellefin imzasını taşımıyanlar olursa, bu imza noksanlığının Vergi Dairesince, tâyin edilecek belli bir süre zarfında tamamlanması hususu mükellefe bildirilir. Mükellef verilen bu süre içersinde beyannamesini imzaladığı takdirde, beyanı geçerli hale gelir ve bunun üzerinden gerekli vergi tahakkuk ettirilir. Beyanname, belirtilen sürede mükellefçe imzalanmamış olursa (mücbir sebeple gecikmeler hariç) hiç verilmemiş sayılacağından, bir yandan re’sen takdir komisyonunca tâyin olunan matrah üzerinden vergi; öte yandan Vergi Usul Kanununun 352 inci maddesinin 1 inci derecede usulsüz bölümünün 1 numaralı bendine uyulmamış olduğundan iki kat usulsüzlük cezası ile aynı kanunun 349 uncu maddesi gereğince % 50 kusur cezası salınacak ve bunlardan miktar bakımından ağır olanı mükelleften aranılacaktır. (V. U. K. Mad. 336)

Yıllık beyannamenin mükellef yerine yetkisiz kişiler (vekil, muhasip, aile reisi) tarafından imzalanıp verilmesi halinde de yukarıki usul izlenerek bizzat mükellefin imzası alınması sağlanacak; aksi halde beyanname hiç verilmemiş sayılacağından re’sen takdir yoliyle vergi ve ceza tarh ve tahakkuk ettirilecektir.

11. Yıllık beyannamelerin kanunî süresinde (ek süre dahil) verilmeyip pişmanlık dilekçesile sonradan verilmesi (G. V. K. Mad. 92, V. U. K. Mad. 371 ) :

– Yıllık beyannamelerin kanunî süre (ek süre. dahil) geçtikten sonra V. U. K. nun 371 inci maddesi gereğince pişmanlık dilekçesi ile birlikte verilmesi ve matrah bildirilmesi halinde, re’sen takdir komisyonunca matrah tespitine mahal olmadığından, bildirilen miktar üzerinden vergi ve ayrıca, anılan 371 inci maddedeki esaslar dahilinde % 2 pişmanlık zammı uygulanır.

– Pişmanlık talebi ile verilen beyannamede bir matrah gösterilmemiş (İndirimler veya mahsuplar sebebiyle vergiye tabi tutulacak bir gelirin kalmamış olması hali dahil) veya zarar bildirilmiş ise, ortada 371 inci maddenin uygulanmasını gerektiren haller (Hileli vergi suçu, kaçakçılık veya kusur) bulunmadığından pişmanlık talebi kabul olunmaz ve matrahın tespiti için takdir komisyonuna baş vurulur. Takdir komisyonunca da bir matrah tespit olunmamış ise, mükellef adına V. U. K. nun 352 nci maddesi uyarınca iki kat usulsüzlük cezası kesilir.

Öte yandan, takdir komisyonunun tespit ettiği zarar, Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesi şümulüne dahil olduğundan, bu maddede yazılı usul dairesinde ertesi yıla nakil ve o yılın gelir kaynaklarından mahsup olunur.(*)

12. Para faizsiz ev kirasız hali (G. V. K. Mad. 75, 85) :

Bazı kimselerin borç para verdikleri şahıslardan faiz almadıkları; buna mukabil, borçlunun evinde kirasız olarak oturdukları ve bu muamelenin genellikle para faizsiz, ev kirasız şeklinde ifade edildiği görülmektedir.

Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, menkul sermaye iradı, “sahibinin ticarî, ziraî veya meslekî faaliyeti dışında, nakdî sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısiyle elde ettiği temettü, faiz, kira ve benzerî iratlardırıp şeklinde tarif olunmuş; ayni maddenin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde de, her nev’i alacak faizleri (adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla carî hesap alacaklarından doğan faizdir. Hazine tahvili ve bonoları da dahil olmak üzere kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senete bağlanmış olan meblâğlar için verilen faizler dahildir) menkul sermaye iradı sayılmıştır.

Bu durumda :

1. Borç para verenin, parayı alanın evinde kira vermeksizin oturmak suretiyle başladığı menfaat, anılan 75 inci madde hükmü gereğince alacak faizi nev’inden menkul sermaye iradıdır.

2. Evini bedelsiz olarak borç para aldığı kimsenin intifaına veya ikametine terk eden şahıs Gelir Vergisi Kanununun 73 üncü maddesi uyarınca, evinin emsal kira bedeli tutarında (Binalarda emsal kira bedeli, bu yerin gayrisâfi iradıdır.) kira hasılatı elde etmiş sayılacaktır.

Şu hale göre, evini bedelsiz olarak borç aldığı şahsa tahsis eden kimsenin -gayrisâfi irat tutarında- sağladığı kira hasılatı kendisi için gayrimenkul sermaye iradı, borç para veren kimse için de menkul sermaye iradıdır.

Öte yandan Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesi ile gayrimenkul sermaye iratları için 5.000 liralık, 22 nci maddesi ile de menkul serrnaye iratlarında 200 liralık istisna kabul edilmiş olduğundan, bu hadlerin aşılmış olması halinde vergiye tabi gelirin ilgililerce genel hükümler dahilinde yıllık beyanname ile beyan edilmesi lâzım gelir.

Bilgi edinilmesi ve gereğinin ona göre ifası rica olunur.

 

 

(*) Güncelliği kalmamıştır.