Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 32)

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 32)

32 SIRA NO’LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Tarihi: 15/07/1957
Resmi Gazete No:

 

Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi Resmî Gazetenin 1 Mart 1957 günlü ve 9548 sayılı nüshasında yayınlanmış bulunan 6935 sayılı Kanunla değiştirilmiş evvelce :
“Bina ve arazi :

Madde 279 _ Ticarî sermayeye dahil olsun veya olmasın bilumum binalarla arazi, vergi değerleri ile değerlenir.”

şeklinde bulunan madde, zikredilen kanunla;

“Bina ve arazi :

Ticarî sermayeye dahil olsun veya olmasın;

1. Şehir ve kasabalardaki bilûmum binalarla arazi, vergi alacağının doğduğu tarihteki durumlarına nazaran emsal bedelleri ile,

2. Köylerdeki bilûmum binalarla arazi, vergi değeri ile, değerlenir.

Lüzum görülen hallerde köylerdeki bina ve araziyi de emsal bedelleriyle değerlettirmeğe Maliye Vekâleti yetkilidir.

Emsal bedeli vergi değerinden aşağı olamaz· şekline çevrilmiştir.

Değişikliğin şumulü :

Malûm olduğu üzere, bahis mevzuu 279 uncu madde, Vergi Usul Kanununun “Değerleme” başlığını taşıyan 3. kitabının 1. kısmının “Servetleri değerleme” adı altında kaleme alınmış olan 3. bölümüne taallûk etmektedir. Kanunun şumul sahası nazarda tutulduğu takdirde bu maddenin, dolayısiyle vâki değişikliğin, doğrudan doğruya Veraset ve İntikal Vergisinin tatbikatını istihdaf ettiği ve yalnız bu verginin tatbikatı sırasında ortaya çıkan değerlemeleri kavradığı anlaşılır.

Şu halde, yalnız Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun tatbikatında ve yalnız bu verginin tatbikatı ile ilgili değerlendirmelerde uygulanacak bir değişiklik muvacehesinde bulunduğunun dikkatle nazarda tutulması lâzım gelir.

Değişikliğin şâmil olacağı sahayı bu şekilde çerçeveledikten sonra, şimdi, vâki tadilâtın, bu çerçeve içersinde kalan değerlemelerden hangileriyle ilgili bulunduğunun; daha başka bir ifadeyle, Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun tatbikatında tesadüf edilebilecek değerlemelerin kâffesinin yeni değişikliğin şumulüne girip girmediğinin; şayet, bahis mevzuu tadil zikredilen verginin tatbikatında rastlanan yalnız bir kısım değerlemeleri istihdaf ediyorsa, bu takdirde bunların hangi değerlemeler olduğunun tesbiti icabeder.

Şu cihet derhal tebarüz ettirilmelidir ki, değişiklik, Veraset ve İntikal Vergisinin tatbikatı sırasında tesadüf edilebilecek bilûmum değerlemeleri istihdaf etmemektedir. Vâki tadil yalnız gayrimenkullere taallûk etmektedir. Bu sahanın dışında kalan, yani bina ve araziden gayrı olan kıymetlerin takdiri gene eski, yani Vergi Usul Kanununun 274 ilâ 278 inci maddelerinde mevzu usul dairesinde cereyan edecektir.

Bina ve arazi tabirleri :

Yukarda verilen izahtan anlaşılacağı üzere, muaddel 279 uncu maddenin şumulüne giren kıymetler yalnız bina ve araziden ibarettir.

Bina ve arazi tabirlerinden ne anlaşılması icap ettiği Bina ve Arazi Vergileri Kanunlarında ve bu kanunların tatbik tarzlarını gösteren nizamnamelerde gösterilmiştir.

İşte, muaddel 279 uncu maddenin şumulüne girecek gayrimenkullerin bu kanun ve nizamnamelerde verilmiş ve yapılmış olan tarif ve izahlar dairesinde tesbit edilmeleri ve aynı zamanda bina ile beraber nazara alınması gereken unsurların tayini mevzuunda, Vergi Usul Kanununun 282 nci maddesindeki sarahatin gözönünde bulundurulması gerekir.

Bu cümleden olmak üzere, emsal bedelinin takdiri sırasında, binaların, içlerinde bulunan asansör ve kalorifer; fabrika, imalâthane ve değirmenlerin de, ihtiva ettikleri sabit istihsal tesisatı ile birlikte nazara alınmaları icap etmektedir.

Sabit istihsal tesisatı, bina vergisine ait nizamnamenin 23 üncü maddesinde açıklandığı üzere, istihsalde kullanılan ve binaya sabit bir şekilde yerleştirilmiş olan her türlü makineler ve tesislerdir.

Sabit tesis mahiyetinde telâkki edilemiyecek makinelerin, servete dahil bir ticarî sermayenin unsurlarını teşkil ettikleri ahvalde, şüphesiz 274 üncü maddeye göre ve bu maddedeki mevzu usul dairesinde, değerlendirilmeleri icap eder.

Emsal bedeli ve vergi değeri :

Bahis mevzuu olan 6935 sayılı Kanunun neşrinden evvel, yukarda tarif ve izahlarına temas edilmiş olan kıymetler, malûm olduğu üzere, vergi kıymeti ile değerlendirilmekte idiler. Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde, mezkûr kanunla yapılan tadilden sonra ise bu hususta bir tefrik yapılması icap etmektedir.

Filhakika, işbu muaddel maddeye göre :

a) Şehir ve kasabalardaki bina ve arazinin emsal bedeli ile,

b) Köylerdeki bina ve araziden, aynı madde ile Maliye Vekâletine verilen yetkiye istinaden emsal bedelleri ile değerlendirilmelerine lüzum görülenler, keza emsal bedeli ile,

c) Köylerdeki diğer arazi ve binaların, yani, köyde bulunmakla beraber “b” fıkrasında bahis mevzuu edilen lüzumun dışında kalan gayrimenkullerin vergi kıymetleri üzerinden,

değerlendirilmeleri icap etmektedir.

Şu halde bina ve araziden hangilerinin emsal bedeli, hangilerinin vergi kıymeti üzerinden değerlendirilmeleri iktiza edeceği hususunun aşağıda yazılı iki unsura göre halledilmesi icap etmektedir :

1. Nazarda tutulacak olan birinci unsur, bir taraftan şehir ve kasaba ile diğer taraftan köy arasında yapılmış olan tefriktir. Filhakika şehir ve kasabalarda bulunan bina ve arazinin mutlak surette emsal bedeliyle değerlendirilmeleri iktiza ettiği halde köylerdeki gayrimenkullerden ancak, Maliye Vekâleti tarafından emsal bedeli ile değerlendirilmelerine lüzum görülenler bu bedel üzerinden kıymetlendirilecekler, diğerleri vergi kıymetleriyle nazara alınacaklardır.

Şehir, kasaba ve köy tabirlerinden ne anlaşılmak lâzımgeldiği 442 sayılı Köy Kanununda açıklanmıştır. Buna göre, köy, nüfusu 2000 den aşağı olan yerlerdir. Nüfusu iki binden aşağı olmakla beraber belediye teşkilâtına sahip nahiye, kaza ve vilâyet merkezleri kasaba itibar olunur. Nüfusu 2000 ile 20.000 arası olan yerlere kasaba, 20.000 den fazla nüfuslu yerlere şehir denilmektedir.

Şehir, kasaba ve köy tabirlerinin tefrikinde bu esaslara göre hareket edilmesi icap eder. Nüfus miktarlarının, son yapılan ve sonuçları yayınlanmış bulunan sayım neticelerine göre tayini lâzımdır.

2. Nazarı itibare alınacak olan 2. unsur muaddel madde ile Vekâlete tanınan yetkinin istimal şeklidir. Köy addedilen mahallerde bulunmakla beraber bu yetkiye istinaden emsal bedeliyle değerlendirilmelerine lüzum görülen gayrimenkuller şunlardır :

a) Fabrikalar, imalâthaneler ve bunların müştemilâtını teşkil eden unsurlar;

b) Otel, gazino ve plâjlarla kür ve tedavi evleri ve bunların müştemilâtını teşkil eden unsurlar;

c) Parsellenmiş arazi;

d) Hususî ormanlar.

Emsal bedelinin ne olduğu Vergi Usul Kanununun 251 inci maddesinde ve bu kanuna ait “İzahlar” kitabının 445 ve müteakip sahifelerinde açıklanmıştır. Binaenaleyh, burada tekrar bu müessesenin izahına tevessül edilmiyecek yalnız bazı noktaların açıklanmasiyle iktifa edilecektir :

a) Değerleme günü :

Açıklanması icabeden birinci nokta, takdir yapılırken, bina ve arazinin hangi tarihlerdeki durumlarının esas tutulacağıdır.

Muaddel 279 uncu maddenin 1 numaralı fıkrası bu hususta sarahati havi olup, değerleme gününü “Vergi alacağının doğduğu tarih” olarak tesbit etmiştir.

Vergi alacağının ne zaman doğduğunu Vergi Usul Kanununun 19 uncu maddesi göstermektedir. Buna göre vergi alacağı,

“Vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukukî durumun tekemmülü ile” doğmaktadır. Şimdi bu hükümlerden hareketle, bahis mevzuu olan muaddel maddenin tatbik sahasını teşkil eden Veraset ve İntikal Vergisine intikal edilecek ve bu verginin muhtelif şekillerdeki tatbikatında vergi alacağının ne zaman doğduğu, dolayısiyle değerleme tarihlerinin hangi tarihler olabileceği incelenecektir.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesi şöyledir : “Gerek veraset ve vasiyet tarikiyle gerek bedelsiz herhangi bir tarzda ivazsız olarak hakikî veya hükmî bir şahıstan diğerine intikal eden menkul ve gayrimenkul umum emval ile veraset ve vasiyet suretiyle vâki intifa hakları ve kanunlarına göre tescile tabi bütün hukuk ve menafi bu kanun mucibince veraset ve intikal vergisine tabidir”.

Bu hükümler muvacehesinde Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun tatbikatında vergi alacağının doğduğu tarihi, dolayısiyle “Değerleme günü” nü, iktisabın vukuu tarihine bağlamak icabetmektedir.

İşte, takdir komisyonları, muaddel 279 uncu maddenin şumulüne giren bina ve araziyi değerlendirirlerken, bu kıymetlerin iktisabın vukua geldiği tarihteki durumlarını nazarda tutacaklar ve bu unsurların bu tarihlerde haiz oldukları değerleri tesbit edeceklerdir. Bu bakımdan, mükelleflerin beyannamelerini şu veya bu tarihte vermiş olmaları veya hiç beyanda bulunmamaları tarhiyata şu veya bu tarihte tevessül edilebilmiş olması gibi hususlar hiç bir ehemmiyeti haiz olmayıp, dikkate alınacak yegâne nokta iktisabın vukua geldiği tarih ve bina ve arazinin bu tarihlerdeki değerleridir.

Vergi dairelerinin, takdir komisyonları kararlarını, bu zaviyeden, dikkatle incelemeleri ve gerektiği takdirde itiraz komisyonları nezdinde kararların tashihi cihetine gitmeleri iktiza eder.

Aynı zamanda, gene vergi dairelerinin, hadiseleri komisyonlara intikal ettirirlerken, sevk pusulalarında, intikalin hukuken tekemmül ettiği tarihi gayet sârih bir şekilde belirtmeleri lâzımdır.

b) Emsal bedelinin vergi değerinden aşağı olamıyacağı :

Emsal bedeline tahsis edilmiş olan paragrafa son vermeden önce açıklanması gereken bir nokta da, takdir komisyonları tarafından yukarda tafsil edilen şartlar dairesinde takdir olunacak olan emsal bedelinin vergi değerinin dûnuna düşemiyeceğidir. 6935 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin son fıkrası kati olarak bunu âmir bulunmaktadır.

Komisyonların, bu noktayı da dikkatle nazarda tutmaları icabedeceği gibi, bu komisyonların kararlarını bir taraf olarak tebellüğ eden vergi dairelerinin de kararları bu yönden inceliyerek icap ettiği ahvalde itiraz komisyonları nezdinde gerekli teşebbüslerde bulunmaları gerekir.

Binaenaleyh; hem emsal bedeliyle takdir yoluna gidilip gidilmiyeceği hakkında alınacak karara mesnet teşkil etmek, hem de takdirin vergi değerinden aşağı olup olmadığını mukayese edebilmek ve nihayet icabında doğrudan doğruya vergiye matrah ittihaz edilmek üzere evvelemirde Vergi Daireleri Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliğinin 125 inci maddesinin 2 nci bendi mucibince, intikal eden bilümum bina ve arazinin hususî muhasebe vergi dairelerinden, evvelce olduğu gibi, gayrisâfi irat veya kıymetleri ayrı ayrı ve (Veraset : Numune 8) fişle temin olunacaktır.

Kanunun mer’iyet tarihi :

6935 sayılı Kanunun 2 nci maddesi mer’iyet tarihini 1 Mart 1957 olarak tesbit etmiştir.

Buna göre, bahis mevzuu olan 279 uncu madde, acaba, eski şekliyle hangi hâdiselere, yeni şekliyle hangi hâdiselere tatbik edilecektir?

Bu sualin cevabı yukarda “Değerleme günü” hakkında verilen izahatla sıkı sıkıya ilgilidir. Dolayısiyle burada da, vergiyi doğuran olayın, veya diğer ifadeyle, iktisabın vukuu tarihine itibar etmek lâzım gelmektedir. Binaenaleyh, vergiyi doğuran olayın veya iktisabın vukuu tarihi, şayet 1 Mart 1957 tarihinden evvele isabet ediyorsa 279 uncu maddenin ilk şekline; aynı tarih, yani olayın veya iktisabın vukuu tarihi 1 Mart 1957 ye veya daha sonra olan bir tarihe taallük ediyorsa, o takdirde, 279 uncu maddenin muaddel şekline göre amel edilmesi icap etmektedir.

Ezcümle, ölüm sebebiyle vuku bulan intikallerde, yani miras, vasiyet ve ölüme bağlı tasarrufların bahis mevzuu olduğu ahvalde, vergiyi doğuran olay veya iktisaba vücut veren hâdise ölümdür. Binaenaleyh, bu ahvalde üzerinde durulacak olan unsur ölümün vukubulduğu tarihtir. Bu tarih, 1 Mart 1957 den evvele isabet ediyorsa, değerlemenin, vergi kıymeti ile; 1 Mart 1957 veya daha muahhar bir tarihe taallûk ediyorsa, gene değerlemenin, emsal bedeli ile yapılması lâzım gelecektir.

Yaşayanlar arasındaki tasarruflara, yani hayatta bulunanlar arasında cereyan eden ivazsız intikallere gelince :

Üzerinde durulmakta olan maddenin taallûk ettiği değerler bina ve arazi olduğuna göre, bu gibi kıymetlerin yaşayanlar arasında cereyan eden herhangi bir ivazsız intikalin mevzuunu teşkil ettikleri ahvalde “İktisap” tapuya tescille tekemmül eder. Binaenaleyh, bu ahvalde de, gözönünde tutulacak esas “Tapu siciline tescil tarihi” dir. Bu tarihin, 1 Mart 1957 den evvele isabet ettiği ahvalde 279 uncu maddenin eski şekliyle; 1 Mart 1957 ye veya daha muahhar bir tarihe taallûk ettiği ahvalde ise 279 uncu maddenin, muaddel şekliyle tatbiki icabedecektir.

Bu esaslar dairesinde muamele icrası tamimen tebliğ ve rica olunur.